Açık Havada İçim ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Puroyu Buzdolabında Saklamak


Puroyu buzdolabında saklamak, bu alandaki en sık görülen hatalardan biridir ve çoğu yeni içici bunu iyi niyetle, ürünü taze tutacağını düşünerek yapar. Soğuk hava yaprağın nemini çeker, tadı da zamanla köreltir. İdeal nem oranı yüzde 65 ile 72 arasında değişir ve bunu korumanın en kolay yolu, içine nemlendirici konmuş küçük bir kutudur. Mesela veueros centrofinos gibi dörtlü paketler birkaç hafta için idare eder, ama daha uzun bir bekletme ek bir nem kaynağı ister. Veueros mañanitas gibi geniş kutular havadar bir rafta unutulursa kurumaya başlar ve içimde sertleşip kırılgan bir hale gelir. Kutuyu her gün defalarca açmak içerideki nemi düşürür, bu yüzden kapağı gereksiz yere açık bırakmamak iyi olur. Pencere kenarı veya sıcak bir mutfak köşesi de doğru seçim sayılmaz, çünkü ısı değişimi yaprağı yorar. Sabit ısı ve sabit nem, pahalı bir aksesuardan genellikle daha çok iş görür. Saklama koşullarını bir kez kurup sonra sık sık karıştırmamak, tadın haftalar boyunca istikrarlı kalmasını sağlar, bu da kutudaki her puronun aynı kalitede içilmesi demektir.


Puroda Duman Çekme Hatası


Purodan çıkan dumanı sigaradaki gibi ciğere çekmek en bilinen yanlışlardan biridir, oysa bu alışkanlık puroya değil, sigara içme refleksine aittir ve tadı anlamaya hiçbir katkı sağlamaz. Puro ağızda tadılır ve ardından yavaşça dışarı verilir; amaç nikotin almak değil, tütünün kokusunu ve tadını damakta dolaşırken fark etmektir. Yoğun duman boğazı rahatsız eder ve aroma katmanlarını örter, üstelik öksürüğe de yol açabilir. 1492 robusto nasıl içilir gibi kalın gövdeli bir robusto bu yüzden yavaş ve aralıklı bir çekiş ister. 1888 minuto neden seviliyor? gibi küçük bir minuto daha yumuşak olduğu için aceleyle içilebilir sanılır, ama o da aynı kurala uymalıdır. Dakikada en fazla iki nefes çoğu zaman yeterlidir. Dumanı ağızda bir iki saniye tutmak kahve ve fındık notalarını çok daha iyi ortaya çıkarır. Acele etmek ise kekremsi bir tat yaratır ve kısa sürede hem içiciyi hem de ortamdaki diğer kişileri bıktırır. Yeni başlayanlar önce dumanı ağızda tatmayı denemeli, sonrasında çekiş kendiliğinden oturur ve her nefes daha rahat hale gelir.


Koyu Renk Sert Demek Değildir


Koyu renkli bir yaprağın her zaman güçlü olduğunu düşünmek sık görülen bir yanılgıdır ve ilk kez puro seçmeye çalışan birçok kişiyi daha rafın başında yanıltır. Renk daha çok yaprağın fermantasyon süresini ve güneşle temasını gösterir, sertlik hakkında kesin bir şey söylemez; aynı renkte hem hafif hem ağır purolar bulunur. Gücü asıl belirleyen, dolgu harmandaki tütün türleri ve sarımın sıkılığıdır; bu iki etken dışarıdan hiç görünmez. Villiger blue tube özellikleri gibi tüp içinde gelen aromasız bir puro, görünüşüne rağmen dengeli gövdede kalır ve ilk kez deneyen biri için şaşırtıcı derecede nazik bir içim sunar. Villiger export pressed ise yassı biçimi sayesinde hızlı yanar ve sert hissettirebilir. Yani gövde, tat ve yoğunluk ayrı kavramlardır; rengi koyu, gövdesi hafif bir puro ile rengi açık ama sert bir puro aynı rafta durabilir. Yeni başlayan biri rengine bakıp çekinmemeli, çünkü hafif bir koyu puro da mümkündür, nitekim açık renkli ve oldukça dolgun örnekler de az değildir. En güvenilir yol, kısa bir tadımla kendi damağını tanımaktır. Paket üzerindeki güç notları da bu aşamada yardımcı olur.


Yanlış Kesim ve Kötü Çekiş


Puronun ucunu dişle ısırarak açmak ya da fazla derin kesmek çekişi bozan başlıca hatadır ve sonradan düzeltilemez; bir kez yırtılan kapak yerine geri konmaz. Kapak denen yuvarlak kısım çok kısalırsa sarım çözülür ve ağıza tütün parçaları gelmeye başlar. Doğru yöntem, iyi bilenmiş bir kesiciyle kapağın sadece birkaç milimetresini almaktır. Villiger gold tube gibi tüp içinde gelen bir ürün kesim öncesinde rahatça tutulur, yine de aynı dikkat şarttır. Premium no 3 üzerine notlar gibi beşli bir paketten hepsini aynı aceleyle kesmek ise hataya düşürür, çünkü her puronun kapağı biraz farklıdır ve aynı ölçü her üründe aynı sonucu vermez. Her puroyu önce gözle inceleyin ve kapağın düzgün yapışıp yapışmadığını kontrol edin. Yanlış kesim daha sonra geri alınamaz. Bu yüzden sakin çalışmak her zaman daha iyidir, özellikle kesici yeni bir alet ise hızlıca ilerlemek hatalara davetiye çıkarır. Kesici körse yırtık bir yüzey oluşur ve hava akışı bundan olumsuz etkilenir; puro ya fazla sıkı ya da fazla gevşek çeker.


Ateşleme Yanlışları


Puroyu alevin içine sokup aceleyle yakmak sık rastlanan bir hatadır ve yaprağın dış katmanını yakıp baştan acı bir tat verir, oysa amaç ucun eşit kızarmasıdır. Doğru yöntemde alev yüzeyine dokunmaz; ayak bölüm hafifçe çevrilerek ısıtılır. Böylece yanma dengeli yayılır ve kayık yanma önlenir; bu da kül çubuğunun düzgün ve uzun kalmasını sağlar. Premium no 1 kime göre gibi uzun ve ince bir puro kolay eğrilebildiği için sabır ister ve ilk dakikalarda ucu sık sık kontrol etmeyi gerektirir. Villiger premium no 8 gibi vanilya notalı bir ürün fazla ısıtılırsa tatlı notanın yerine yanık bir iz bırakabilir. Bunun yanında nefesle üflemek gereksizdir, çünkü ateş zaten ilk birkaç çekişte toparlanır ve ek bir müdahale istemez. Gazlı çakmaklar yerine kokusuz bir alev tercih edin; aksi halde gaz kokusu ilk dakikaları bozar ve puronun asıl kokusunu bastırır. Yakma aşaması iki dakikadan fazla sürmemeli ve acele edilmemelidir; yakma anı içimin geri kalanını belirleyen en önemli adımdır. Sabırlı başlayan, ilerleyen dakikalarda eşit bir kor görür.


Puro Ritmi Yanılgıları


Puroyu sigara gibi hızlı hızlı içmek ısıyı artırır ve kekremsi bir tat oluşturur, üstelik yanma süresini gereksiz yere kısaltır ve pahalı bir tütünü birkaç dakikada heba eder. Deneyimliler genelde dakikada bir iki nefes önerir; bu tempo ucu serin tutar ve aroma katmanlarının sırayla açılmasına izin verir. Sık söndürüp yeniden yakmak da ikinci bir yanlıştır, çünkü sönen puro keskinleşir ve tat dengesini kaybeder; bu yüzden ilk yakıştan sonra ateşi canlı tutmak gerekir. Villiger premium no 7 gibi hediye paketinde gelen ürünler genellikle uzun bir oturuma eşlik eder. Villiger black mini detayları gibi ince bir sigarillo çok daha çabuk biter ama benzer bir ritmi ister. Yeniden yakmanız gerekirse yanık ucu nazikçe silkelemek yeterlidir. Düzenli bir tempo aromayı ortaya çıkarır ve tüm içim boyunca aynı tadı korur, yani baştan sona dengeli bir deneyim sunar. Telaş puroyu bitirir ama keyfi artırmaz. Saate bakmadan oturmak iyi bir alışkanlıktır, çünkü puro ancak kendi temposunda içildiğinde gerçekten dinlendirici bir mola haline gelir.


Boyut Kalite Demek Değildir


Puronun kalın ya da uzun olması daha kaliteli olduğu anlamına gelmez, bu yalnızca bir ölçü farkıdır ve tadın niteliğiyle doğrudan bir ilgisi yoktur. Kalın çaplı purolar daha yavaş yanar, ince olanlar ise tadı daha yoğun aktarır. Klasik onluk classic sigarillo gibi klasik bir sigarillo kısa sürede karakterini gösterir ve uzun bir hazırlık gerektirmediği için arada bir içmek isteyenlere uygundur. Gold mini üzerine notlar gibi yirmilik paketlerdeki mini boylar gün içinde kolay içilir ve tek oturumda iş bitirir; arada bırakıp sonra yeniden yakmaya gerek kalmaz. Yani ölçü, keyfi doğrudan belirlemez. Önemli olan, o günkü vaktinizin uygun olmasıdır, çünkü yarım kalan puro en çok bu yüzden boşa gider ve ikinci kez yakıldığında lezzeti bozulur. Büyük bir puro için yarım saatten fazla süre ayırmak gerekir, yoksa son üçte bir acele içilir. Gün yoğunsa ve uzun bir mola mümkün değilse, yani zaman kısıtlıysa küçük bir boy çok daha iyi bir tercihtir. Bu yüzden seçimi boyuta değil gününüze göre yapın.


Aromalı Puro Mitleri


Aromalı sigarillonun gerçek tütün içermediği ya da yapay bir çeşit olduğu sanılır, oysa gerçek böyle değildir ve bu yanılgı yıllardır tekrarlanıp durur. Kutuyu açınca hissedilen o tatlı dokunuş yalnızca tütünün üzerine eklenen hafif bir katmandır ve tütünün kendi karakterini ortadan kaldırmaz, yalnızca burun ile damağa ilk izlenimi yumuşatır. Villiger mini espresso detayları gibi kahve notalı bir ürün paketi açtığınız anda kokusunu hissettirir. Mini sumatra nasıl saklanır gibi sade bir çeşitle karşılaştırınca fark net görülür. Bir başka mit, aromalı olanın mutlaka yumuşak olduğunu varsaymaktır. Ama aroma ile gövde birbirinden bağımsız şeylerdir ve biri diğerini belirlemez. Yoğun bir vanilya ya da kahve kokusu gücü değiştirmez; tatlı kokulu bir ürün de gayet dolgun bir içim verebilir, sade kokulu bir ürün de hafif kalabilir. İlgi duyan biri ilk küçük bir denemeyle başlamalı, böylece hem tadı hem ritmi kendi gözüyle görür ve başkasının yorumuna ihtiyaç duymadan karar verir. Bu bir seçim tamamen zevk meselesidir.


Eski Puro Daha İyidir Yanılgısı


Her puronun yıllarca bekletildikçe güzelleştiğini düşünmek doğru değildir, çünkü süreç ürüne ve ortama bağlıdır ve her puro aynı hızda olgunlaşmaz. Bekletme ancak uygun nemde ve düzenli ısıda değer taşır; kurumuş ya da aşırı nemli koşullarda aroma kaybolur. Villiger premium vanilla özellikleri gibi vanilyalı bir ürün uzun beklemeye uygun değildir, çünkü tatlı nota giderek zayıflar. Red mini ile tanışma gibi filtreli günlük paketler ilk aylarda tüketilmek üzere üretilir, bu yüzden uzun süre bekletilmeleri bir kazanç sağlamaz ve çoğu zaman yalnızca aromanın zayıflamasına yol açar. Dolgun harmanlar birkaç ay dinlenince yumuşar, ama süre çeşide bağlı olarak değişir; yani herkes için geçerli tek bir bekleme süresi söylemek mümkün değildir. Paketin üzerindeki üretici notlarına ve önerilere göz atmak en güvenli yaklaşımdır. Tazeliği hafifçe yoklayarak anlamak da işe yarar; taze yaprak tatlı ve toprağımsı kokar, bayatlayan yaprak ise kağıt gibi ve cansız bir koku verir. Bekletme başlı başına bir hedef değil, özenli ve doğru saklamanın doğal getirisidir.


Puro ile İçecek Eşleştirme Yanlışları


Purodan önce çok tatlı ya da gazlı bir içecek almak damağı köreltir, bu yüzden ilk yudumu seçerken dikkatli olmak gerekir, çünkü damakta kalan şeker tadı puronun inceliklerini saklar. Sade kahve çoğu puroyla uyumludur, özellikle içine süt ya da şeker katılmamışsa, ama fazla yoğun bir espresso hafif bir ürünü ezebilir. Vanilla sigarillo nasıl saklanır gibi vanilyalı bir sigarillo şekersiz bir çayla daha dengeli durur; çayın hafif buruk yapısı tatlı notayı boğmadan öne çıkarır. Villiger white mini gibi hafif profilli bir mini ise su ya da soda eşliğinde bile lezzet verir. Bu konuda temel fikir açık: içecek puroyu bastırmamalı. Sert içkiler dolgun purolarla gider, fakat ince ürünleri boğar ve sonunda hangi tadın hangisine ait olduğu karışır. Denemek en iyi yol, çünkü damak tercihi kişiden kişiye çok değişir ve herkes için geçerli tek bir kural yoktur. Not almak sonraki seçimleri netleştirir. Her yeni oturumda yalnızca bir şeyi değiştirmek farkı anlamayı sağlar.

Cidden de guzel bir paylasim, iyi olmus.
Açık Havada İçim ve Doğru Bilinen Yanlışlar ile ilgili net bir emek olmus, eline saglik.
Açık Havada İçim ve Doğru Bilinen Yanlışlar ile ilgili guclu bir ornek olmus, eline saglik.
Olumsuz bir sey yasamadim.

Forumdan Konular